Dizeler kulaklarımda çınlayıp duruyordu. O an, yıllardır kapalı tuttuğum o saklı kapıyı zorladım. Sandalyeden kalktım, ceketimi aldım. Nereye gidiyordum? Bilmiyordum. Belki de hiç gitmediğim, ama hep özlediğim bir yere...
Gözlerimden yaşlar süzüldü. Yılların biriktirdiği o koca sessizlik duvarı, şarkının o sihirli dokunuşuyla yıkılıp gidiyordu. Artık babamı dinlemiyordum; ben, oğlunun vicdanını anlatıyordum ona.
Rüzgar sertçe esti, yapraklar hışırdadı. Ahmet Kaya'nın o unutulmaz şarkısı zihnimde bir kez daha, bu kez çok daha yüksek sesle çalmaya başladı. Sanki babam da oradaydı, elinde sazıyla, o hüzünlü tebessümüyle bakıyordu bana. ahmet kaya baba bugün sana gelmek istiyorum
The lyrics for Ahmet Kaya 's (Father Today - I Want to Come to You) are a poignant expression of longing, suffering, and a plea for spiritual refuge. Here is the opening section and the refrain from the song:
Odamın penceresinden süzülen gri bir akşamüstü ışığı vardı. Dışarıda İstanbul’un o bitmez tükenmez uğultusu, korna sesleri ve insanların koşuşturmacası... Ama benim için dünya, dört duvar arasına sıkışmış, acımasız bir sessizlikten ibaretti. Masanın üzerinde hala duran, yarım kalmış bir şiir defteri ve telefondan yükselen o tanıdık, o yakıcı ses: Dizeler kulaklarımda çınlayıp duruyordu
Ahmet Kaya’s discography is characterized by an unflinching engagement with the struggles of the working class, the Kurdish minority, and political dissidents in Turkey. His 1994 album Yaz Dostum (Write, My Friend) marked a period of heightened political tension, yet it is in the post-1997 military intervention period and the songs released near his exile to Paris that his work reaches a new level of raw vulnerability. “Baba, Bugün Sana Gelmek İstiyorum” (from the 2001 posthumous album Hoşçakalın Gözüm , or Goodbye, My Eye ) serves as a spiritual testament.
To interpret this song, one must understand Ahmet Kaya’s position in 1999-2000. In February 1999, during a live television award ceremony, Kaya announced his intention to sing a song in Kurdish (“Karım Olursun” – You’d Be My Wife ). The reaction was immediate and violent; he was vilified in the mainstream press, physically threatened, and eventually forced into exile in Paris. He died of a heart attack in November 2000, never having returned to Turkey. Nereye gidiyordum
"Ben bir garip çocukluk yaşadım haberi yok..." "Elimde avucumda ne varsa savurdum..."